« Önceki |

7/6/2009

İzin Ver

İzin Ver

 

Ah ülkem, gözü yaşlı analar coğrafyası

Ah! Toprağın kan ve gözyaşıyla kutsandığı diyar.

İzin ver güzel bir şiir yazayım ben de.

İzin ver hatıralarımı serpeyim bozkırlarına

İzin ver gözyaşlarımla sulayayım umutlarımı

Yaşım kırka yaklaştı, yaşlanıyorum artık

İzin ver güzel bir şiir yazayım ben de.

Adımı ansınlar sarı buğday başakları arasında

Başaklar okusun şiirlerimi rüzgârlar altında.

 

Ah! Ülkem bağrı yanık analar coğrafyası

İzin ver ümitlerimi yeşerteyim toprağında.

Kardeş türküleri, barış nameleri okuyayım

Hürriyete dair, aşka dair şiirler söyleyeyim.

Ah! Ülkem kanla kutsanmış diyar,

İzin ver kefenimi kendi ellerimle biçeyim.

 

Ben de güzel şiirler yazayım, adını

Tarihe kazımış usta misali

Bardağımda demli çaylar, odamda çocuk kokusu

İlham perilerinden aşk şarabı içeyim

Bilmiyorum dertli günlerde geceler kaç saat sürer?

 

Ah! Her dem dertli kadınlar coğrafyası,

Sancılı yüreklerin geçmez mi sabahı?

Ah! Yunusların, Abdalların toprağı

Rumi’nin yurdu, İbrahim’in ocağı

Ah! Bağrı şehit dolu Anadolu

İzin ver güzel bir şiir yazayım

Son demimi içmeden son nefesimi vermeden.

 

Bilal Atış

31/5/2009

Özlem

Özlem    

 

Her şey soğacak benden,

Bakışların değişecek seninde.

Bense,

Öylece kalıvereceğim odamda,

Senin isteğince.

Dönerim sağıma bir sabah

Yokluğunu görürüm.

Bilirim bahar gelmiştir,

Renk gelmiştir dudaklarına.

Umut gelmiştir,

Ateş gelmiştir arzularına.

Dönüşünü beklerim

Gidişin dönüşü olmaz bilirim.

Fakat dönüşünü beklerim.

Ümitlerimde

Bir yığın kırıklık

Düşüncelerimde

Bir tutam saadet,

Gözlerimde

İki damla yaş

Dönüşünü beklerim.

Gidişin dönüşü olmaz bilirim.

Fakat dönüşünü beklerim.

Şarkılar seni hatırlatır bana,

Gözlerini, gülüşünü

Denizi özlüyorum

Seninle olan hatıralarımızdaki

Akşamları özlüyorum.

Kulaklarımda sesin var

Biliyor musun, seni seviyorum demiştin,

Seni çok özlüyorum.

 

Bilal Atış/İstanbul

28/10/2008

ÜÇÜ DE İNSAN

ÜÇÜ DE İNSAN

 

Çocukların eteklerinde bir yığın umut

Kır çiçekleri misali dökülmüşler yollara

Bağırtıları bastırıyor evrenin gürültüsünü

Ateşkes anlaşmasını çoktan imzalamışlar.

Doldurmuyor geçim derdi düşüncelerini.

 

Gençlerin dilinde ulu sevgiler

Parklarda şiirler okunuyor dudaklara

Aşk şarkıları kuş seslerine paralel

Mutlu yuvalar kuruyorlar düşlerden.

Sıcak somun kokusu sinmiş saçlarına

 

Büyüklerin yüreklerinde bencillik

Köşe başlarını tutmak tüm çabaları

Fırtınalar yaratıyor diş gıcırtıları

Herkes herkese kuyular kazıyor.

Adamcıklardan merdiven kurmuşlar.

 

Bu üç ayrı yaratığa da insan diyoruz

Umudu bilmeyenler umutlananlar ve her şeyi kendilerinin sananlar

Büyüdükçe işte böyle birbirimizi yiyoruz

Ne olurdu her geçen gün az daha büyüseydi evren

Ya da hiç büyümeseydi insanlar…

 

Bilal Atış

10/10/2008

Mavi Ülke

Denizin en derin yerinde

Bir ülke kuralım seninle

Balıklar dostumuz olsun

Fırtınalar meltem gibi geçsin üzerimizden

Zelzeleler beşiğimizi sallasın

Her şeyi dilediğimizce koyalım yerine

Hiçbir güç bozmasın düzenimizi

Mavi baharlarımız kışlarımız olsun

Yazımız, güzümüz mavi

Unutalım öbür renkleri

Uyandırmasın silah sesleri

Bizi en mesut uykumuzdan

Kalmasın yarıda düşlerimiz

Öleceğimizi anladığımızda

Ellerimizi bir zincire

Zinciri bir batık gemiye bağlayalım

Bilmesin kimseler öykümüzü

Ben böyle bir ülke istiyorum işte

İçinden geliyorsa

Yüreğin el veriyorsa     Gel benimle…

1/8/2008

MASAL

MASAL

Ben uzaktan geliyorum, yıllar var seni arıyorum.

Ve ülkene çıkıyorum işte,

Ardıma bakmadan sana koşuyorum.

Tüm gemileri yaktım gerideki

Seni almadan dönmeyeceğim, and içtim,

Seni seveceğim, öleceğim çaresizim.

Sen nereye gitsen uzaklaşamazsın benden.

Ayağımda demir çarık, elimde demir asa

Bıkmadan usanmadan hep seni izleyeceğim.

Saçım ağırsa belim iki büklüm olsa da,

Dere tepe düz gideceğim.

Bir zümrüdü Anka kuşu Kaf dağına inecek

Gak dedikçe sen, guk dedikçe sen

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde

Sen peri padişahının kızı

Nazlı, sevildiğince cici, ürkek.

Ben garip keloğlan,

Aşkınla güçlü ve erkek

Al bir ata binip vuruşacağım senin için

Devlere meydan okuyacağım korkusuz

Ve sığmayacağım bir gün masallara

Gerçeğe kaçıracağım seni.

            Bilal Atış 1997 Ankara

19/7/2008

BOSNA MÜCAHİTLERİNE

Bir öğlen sonrası geçtin ıslak

Caddelerden

Gözlerinde sönmemiş şarkıların

En güzeli

Güldün!

Garipsi, buruk…

Sen!

Tanımadığım kentlerin garip yolcusu,

Sen

Mücahit adam.

Sen!

En dertli adam.

Özlemlerin kavşak noktasında

Hürriyetin çetin yollarında

Bir uzatsaydın ellerini

Ellerimi bulacaktın

Duaya açılmış dost ellerimi,

Sımsıcak sevdalı ellerimi.

O yoğun, o ürkek insan selinde

Kentleri

Bir çeviri verseydin başını

Yorgun elektrik fenerleri altında

Gözlerimi bulacaktın

Seven gözlerimi

Ağlayan gözlerimi.

Sen darma duman olmuş kentlerin

Garip yolcusu

Sen!

Mücahit adam

Sen en dertli adam

Ülkelerin istiklal ufuğunda

Bir elin kitapta

Bir elin de namluda.

Özgür Bosna ufuğunda

Diriliş çağının yanık türküsü

Sen en dertli adam.

BİLAL ATIŞ

25/6/2008

İLK AŞK

İLK AŞK

 

Evvela sana baktım

Güldüm

Sonra saatlerimi, günlerimi

Yavaş yavaş bağladım sana

Tüm zamanlarımı

 

Nihayet bir gün seni aradım

Boşalan semaverin buharında

Mavi atlastan feracen vardı

Yeşil yapraklardan gözlerin

Öyle derin öyle derin

 

Şubatında doğmuşum bir kara kışın

Zamanla gözlerimiz almış büyümüş

Oldum olasıya…

Gayri ben neyi sevdimse

Senden bir eser vardı mutlak

Yaratılışında.

Ezberlemiştim kaldırım taşlarını

Bakırköy sokaklarında.

 

İşte haykırıyorum sana gecemden

Uzat bana ellerini katıl bu aşka,

İste benden her şeyimi

Kendinden başka.

            Bilal Atış 1997 İstanbu