« Önceki | Sonraki »

29/1/2009

Nehcul Belaga

Aziz Kardeşim,
Allah'ın selamı üzerinize olsun. Duanız ve iltifatkarane ifadeleriniz için teşekkür ederim. Allah razı olsun.
Öncelikle Nehcü'l Belağa'da yer alan ifadelerin Hz. Ali'ye aidiyeti hususundaki görüşümü şöyle arz edeyim: Kitapta yer alan hutbe, hitabe, mektup ve veciz sözlerin özü itibariyle Hz. Ali'ye ait olduğuna inanıyorum. Ancak kitaptaki sözlü ifadeler yazılı hale gelinceye kadar hadislerdekine benzer, hatta belki bazı hitabelerde biraz daha fazla değişiklikler meydana gelmiş olabileceği kanaatindeyim. Bununla birlikte bu durum kitabın kıymetini azlatmaz. Önemli bir kaynak olduğunu, müslümanların kitapta anlatılan ihlas, iman, masivayı terk, fedakarlık, diğerkamlık gibi ilkeleri öne çıkaran bir İslam anlayışına ihtiyaçları olduğu muhakkaktır. Bu, sadece Sünni kardeşlerimiz için değil, ehl-i beyt muhabbetini önceleyen Alevi kardeşlerimiz için de gereklidir.
Bildiğiniz gibi İslam dünyasındaki ihtilafların kökeni Hz. Peygamber döneminden sonraki yıllara kadar dayanıyor. Ortaya çıkan ihtilaflarda ümmetin mezhep dediğimiz bazı gruplara bölünmesi kaçınılmaz olmuştur. Ancak farklı ekollerin birbirlerini anlamaya çalışmaları ve daha da önemlisi birbirlerine tahammül etmeleri gerekirken genel bir tahammülsüzlük olduğunu da müşahade ediyoruz.
Sünni mezheplerin doğuş sürecini dikkate aldığımızda ümmetin ana gövdesi üzerinde oturan bu mezhebin sivri gördüğü düşünceleri törpüleme gibi bir misyonla geliştiği anlaşılmaktadır. Bu durum da Şia ve Haricilik gibi dini-siyasi ve Mutezile, Cebriyye, Mücessime gibi itikadi mezheplerin görüşerinin ve iddialarının ehl-i sünnet anlayışının şekillenmesi üzerinde önemli etkileri olmuştur.
Ehl-i beyte saygıyı Sünniler de önemserler; ancak mezheplerin ehl-i beyt kavramına yükledikleri anlam arasında önemli farklılıklar olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin İmamiyye mezhebine mensup olan kardeşlerimizin 12 imama ittiba hususunda sahip oldukları görüşleri Sünni kardeşlerimizden beklemek yanlış olur.
Önemli olan farklı görüşlere tahammül etmek ve onları anlamaya çalışmaktır.
Ben şahsen aklı başında bir Sünni'nin Şii bir kardeşimizi tekfir edebileceği kanaatinde değilim. Görüşlerini beğenmeyebilir. Bidat ehli diyebilir. Ama tekfir edemez. Aklı başında Şiilerin de benzer bir yaklaşım içinde olmaları gerektiği kanaatindeyim. Müslümanların görevi kıble ehli insanları tekfir etmek değil kucaklamak olmalıdır.
Ümmeti bugünkü zilletin içine düşüren bu aymazlıktan başka nedir ki?
Yazdığınız hususlarde çok şeyler söylemek mümkün. Bu kadarını kabul buyurun.
Ehl-i Sünnetin ehl-i beyt kavramına ve Hz. Ali'ye yaklaşımını "Hz. Ali Dönemi ve Ehl-i Beyt, Beyan Yayınları, İstanbul 2007" adlı kitabımda incelemeye çalışmıştım.
Duacı olmanız temennisiyle Allah'a emanet olun.
 
Kardeşiniz Adnan


27 Ocak 2009 Salı 18:30 tarihinde Bilal Atış <kufeemiri@gmail.com> yazdı:

Selamun aleykum;
Muhterem Efendim,
Beyan yayınlarından neşrolunan İmam Ali as. ın sözlerini ihtiva eden "Nehcul Belaga" tercümenizi okuyor ve âli vechile istifade ediyorum. Çalışmanızdan ötürü Mevla razı olsun efendim.
 
Vaktinizi almadan meramıma geçeceğim. Aklıma takılan ve beni düşüncelere sevk eden şu ki, eseri sahih kabul eder ve her beyanın İmam Ali as. dan naklolunduğunu söylersek ki, eserin girişinde benzer ifadeler vardır, eser Ehlibeyt mektebinin söylemlerini kuvvetlendirir niteliktedir. Ayriyeten de kitap dünya ve ahiret saadetinin anahtarlarını vermekte ve meşakkatli yollara delillik etmektedir. Konuya dönersek, ehlibeyt mektebi, isnaaşeriye, anlayışı Nehcul Belaga'da buram buram hissediliyor. İmam Ali'nin ağzından Sıffin, Cemel vb. dertler izahını buluyor.
 
Muhterem efendim, hal böyle iken nelere istinaden Sunni cemaatler Ehlibeyt ekolünü bidat ile hatta tekfirle isnat ediyorlar. Neden sahabeye gösterdikleri son derece hassas ihtimamı ehlibeyt'e göstermiyorlar ve imamları nesillerden gizliyor ve yeri gelende öylece geçiştiriyorlar. Sunni kardeşlerin üzerinde durdukları sahabenin bazılarının ki, arlarında aşarai mübeşşereden isimler de varken İmam Ali Efendimize ettikleri zulme tarih de şahittir. Ve eserde İmam Ali as. beyanlarıyla durum ortaya konmaktadır.
 
Meğer ki, İmam Ali as. yalancı ola, böyle bir şey mümkün değildir, Sunni cemaatlerin içinde durdukları taassubun sebebi ne ola?
 
Vakitlerinizi aldığım için affedin efendim. Kısa da olsa bir cevap yazarsanız memnun olurum.
Biemanillah…
Kardeşiniz                                                                                                      27/01/09
Bilal Atış                                                                                                        İstanbul
 
kufeemiri@gmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır