Fark var mı?
Fark var mı?
Yazmak için kendimi zorlamıyorum. Sahifelere bir şeyler kendiliğinden dökülüyor. Zorlandığım şey ise, gündemden kopabilmek. Kafamızı, sohbetlerimizi meşgul eden her şeyi bir kenara bırakarak hikâyeler, şiirler yazmak istiyorum. Köyde tarlaları, şehirde tramvayları yazmak istiyorum. Ama beceremiyorum. Defterime kalemime sarılmak için Taraf okumak yetiyor. Geçen Ahmet Altan’ın bir yazısına takılmıştım, bu sefer de (20.08.08) Orhan Miroğlu’nun iki okuyucusundan aktardıkları takıldı kalemime.
Bir Türk ve bir Kürt kardeşimiz olayların iki ucundan derlerini dökmüşler Miroğlu’na. Fark var mı aralarında yahut ne farkımız var bizim. Nasname.com adlı sitede de Kürt münevverlerin yazılarını takip etmeye çalışıyorum. Türklerin Turancılığından mı, yoksa bir asra yakın tepemizde dönüp duran altı ok zorbalığından mıdır? Kürt kimliklerini öne plana koyan insanlarımızda da ırkçı bir yaklaşım seziliyor.
Benim dünya görüşüm sadece müslüman kimliğimizin uyum içerisinde yaşamamıza yeter kanısında. Müslüman kimliğimi ortaya koyarken Anadolu ikliminde bizimle beraber harmanlaşmış Ermeni, Süryani, Rum ve başka kimlikleri de Anadolu ortak kültür paydasında, Ortadoğulu kimliği altında kucaklayan bir dünya görüşü, bu dünyayı da öte dünyayı da kucaklayan bir dünya görüşünden bahsediyorum. Birer birer vurulan askerlerden nasıl bir haz alabilirler. Dağda vurulan Kürt’ün kendi davasını savunmasam da onun da anasının yüreğinin yanacağını biliyorum. Şehit annelerinin acısı kadar cumartesi annelerinin de sızıları dinsin diyorum.
Bakırköy’ünde yaşadığım için ermeni vatandaşlarla sürekli haşır neşirim. Senelerdir devam eden azınlık olmanın sıkıntılarını zaman içinde hissetmeseler de devamlı içlerinde taşıyorlar. Özellikle gazeteci Hrant Dink vurulduğu günlerde Ermeni komşularım sürekli bir tedirginlik içinde idiler. Senelerdir kendileriyle sohbet ederim ve senelerdir bu cemaat hep CHP kadrolarına oy vermiştir. T.C. çatısı altında, Kemalizm maskaralığı içinde insanları birbirlerine düşman eden zihniyetin siyasi motifini desteklerler. Bunun sebebini sorunca da Atatürkçüyüz diyorlar. Ya rabbi, her türlü baskı da Atatürkçülük adına yapılmadı mı?
Kerbela’da İmam Huseyn’i şehit edenler Masum İmam’a kılıç çekenler kılıçlarını İslam adına çektiklerini iddia ediyorlardı. Ama imamın ardında namaz kılanlar İmam’ı ve ailesini Şam’ın ırkçı taassuplarına kurban ettiler. Şimdi de Emire itaat farzdır söylemiyle müslümanları zulümlerine boyun eğmeye zorluyorlar. Her yerde böyle, sırf bizde olsa!
Bizler bir dal sigarayız. Bir sarım sigaranın içerisinde değişik tonlarında sarının ve değişik boylarda tütün kırıntısının birer neferiyiz. Türküz biz, Zazayız, Kırmanız, Sorani’yiz, Süryani’yiz biz. Ermeni’yiz. Kimimiz Hanefi kimimiz şafi ise kırıntılar arasında Şia’mız ve Caferi’miz ve bir dal sigaranın içerisinde Aleviyiz ya da isyankarız halikımıza. Ama bir dal sigaranın içinde biriz biz. Bizden olmayanlar, bir dal sigaranın içindeki huzuru hazmedemeyenler, huzursuzluktan bulanlar huzuru, bir adi kibrit çöpüyle tutuşturdular ya, duman duman yanıyoruz şimdi. Ağır ağır eriyip küle dönüyoruz. Yanmaya devam ederken bir dal sigara hepimiz küle dönüyoruz. Bizi biz yapan benliklerimizle yok olup gidiyoruz.
Bilal Atış 23.08.2008



0 yorum yazılmıştır