« Önceki | Sonraki »

5/8/2009

Başarı Mücadeleden Gelir

Başarı Mücadeleden Gelir

 

Hayat devamlı olarak sürüp giden çok çetin bir mücadeleden ibarettir. İnsan doğduğu andan son nefesini verinceye kadar bütün zorluklarına, yoksulluklarına, acılarına rağmen yaşam arzusuyla doludur. Sefalet ve hastalık ve daha akla gelmeyen bir sürü derde rağmen insan daha iyi yarınlardan ümidini kesmez. En ağır şekilde hasta olanlar şifaya, en sefil bir hale düşenler bir gün rahata kavuşacaklarına olan ümitlerini yitirmezler. Hayatı çetin bir mücadele olarak kabul edince insanların bu ümitlerini tabii karşılamak gerekir. Aksi takdirde en küçük bir felakete uğrayıp da ümidini kaybeden bir kimsenin hayattan bir beklediği kalmaz. Dolayısıyla yaşam bu kişinin gözünde değerini yitirir.

 

Yaratılış itibariyle zayıf, kabiliyetsiz, korkak ve karasız kişiler her zaman hiçbir şey yapmamak tehlikesiyle karşı karşıya bulunurlar. İşin kötü tarafı cesur, çalışkan, kararlı, bilgili kimseler çalışmaları atılganlıkları sayesinde muvaffak olurlar: Bunlar hayatta en iyi yerleri ele geçirebilirken onlar bir köşeye itilirler ve hayatın çok gerisinde kalırlar bu duruma düşünce de büsbütün maneviyatları bozulur ve hayata karşı küskün bir tavır takınırlar.

 

Hayat; görevini gayet iyi yapan bir elek gibidir. Bu elek kalburu içine düşen insanlar bir bir elden geçer, küçükler zayıflar dökülürken iri ve kuvvetli olanlar kalburun üstünde kalırlar. Dünyaya gelip de bu hayat kalburundan geçmemeye, onun dışında kalmaya imkân ve ihtimal yoktur. Bu bakımdan hayatta hiçbir başarı sağlayamayan kimselerin kabahati sadece kaderin kötü cilvelerinde bulmaları gerçekten yanlış ve yersizdir. Hele içinde yaşadığımız çağda mücadele göstermeden başarıya ulaşabilmeyi ümit etmek kelimenin tam manasıyla saflık olacaktır. Muhakkak ki, insanların başarıya ulaşmalarında müspet ve müsait şartlar, yerinde tesadüfler vardır. Fakat bunlar birer istisna teşkil ederler.

 

Tevafuk başarı yolunda asla kaide teşkil etmez. Hem sonra şunu da unutmamak lazımdır ki, beceriksiz, tembel çekingen insanların önlerine böyle fırsatlar çıksa da bunlardan istifade etmeleri neredeyse imkânsızdır. Tedbirlerde kusur edenler sonra dönüp suçu kadere yüklerler. Genel kaide herkesin kendi durumunu kendi muvaffakiyetini kendi gayretiyle tesis etmesidir. Başarıya ulaşıldığı takdirde sevabı o kişinin, muvaffak olunmazsa zararı yine o kişinin üzerine olacaktır. Bunun için dişini sıkmak, zorluklara cesaretle karşı koymak kendi kabiliyetini değerlendirmek ve onları harekete geçirmek gerekmektedir. Hiçbir zaman engellerden korkmamalı, bu engellere doğrudan doğruya cepheden taarruz etmek mümkün olmadığı takdirde onları yandan kuşatıp yenmeye çalışmalıdır. Allah kulunun gayretlerini zayi etmeyecektir.

 

Selametle efendim…

 

Bilal Atış / Bakırköy

b.atış73@gmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: | Tarih: 2009-08-29 14:10:29
    Konu: Ehlibeyti Resul (saa)

    Ehlibeyt Mektebi
    Memleketine, inancına hassas kaygılar besleyen ve Ehlibeyti Resul (saa) aşığı bir yer burası
    Hocam Ana sayfanın başında ki bu yazda
    "Ehlibeyti Resul (saa) " kısmında "(saa)" kısmını dikkatine sunarım

    Bağlantı »